19 Eylül 2007 Çarşamba

NİKAH İÇİN BAŞVURU VE GÜN ALMA & ALIŞVERİŞ MANZARALARI PART I



Efendim merhabalar, malumunuz nikah hazırlıklarına başladım 2 haftadır, ve bu hazırlıklardan sizide haberdar edeceğim ara ara demiştim. Neler aldım,nerelerden aldım daha neler alınacak ayrıca nikah işlemleri için neler gerekiyor yazıcam hepsini sırayla, buyrun başlayalım:

Nikah işlemleri için gerekli belgeler:

a) 1 adet İkametgah (Taraflardan birine ait olması yeterli, daha doğrusu nerede ikamet edilecek yada kız tarafınamı erkek tarafınmaı yakın oturulacak ona göre belirleyebilirsiniz, ben aldım ikametgah senendini çünkü şu an oturduğum yerde ikamete devam edicem)

b) Muhtarlıktan her iki kişi içinde nüfus cüzdan sureti (fotoğraflı olacak)

c)Nüfus idaresinden her iki kişi içinde nüfus cüzdan sureti

d)Tam teşekkülü hastanede yapılması gereken bir takım tahliller,

HBSAg, ANTİ HBS, HIV, HEMOGRAM, RBC, AKCİĞER GRAFİSİ
Bu tahliller hastanede yapıldıktan sonra alınan sonuçlarla Nikah için rapor veren sağlık ocağına gidiliyor ve doktor bey elindeki küçücük bir blok not şeklindeki Evlilik Sağlık Raporu denilen kağıda sadece imza atıyor o kadar, raporda yapılan tahlillerin isimleri yazılı ve karşısındaki kutulara “normal” yazıyor, yani sakın yanılıpta internetten araştırma yaparken neler gerekli diye sağlık ocağı ibaresini görüpte gitmeyin çünkü hiçbir tahlili yapmıyorlar sadece götürülen tahlilleri onaylayıp “ahanda bunlarda hastalık yoktur evlenebilirlerin” en şık halini yazıp elinize tutuşturuyorlar. Bu rapor içinde 1 adet fotoğraf gerekli.

e) Bütün evraklarınız hazır olduğunda bağlı olduğunuz evlendirme dairesine gidiyorsunuz ve her iki kişi içinde “evlilik beyannamesi” dolduruyorsunuz, Bu beyanname içinde 4 adet fotoğrafınız gerekiyor. Bu arada ben Maltepe Kültür Merkezi Evlendirme Dairesine gittim, e doğal olarakta nikah orda kıyılacak, laf aramızda çok şık bir yer bilginiz olsun, hem yer olarakta çok rahat bulunabilecek bir yerde, Maltepe sahilden Kadıköy istikametine doğru giderken Küçükyalı ışıkları geçtikten sonra ilerde sağda.

Gelelim bu işin maliyetine;

İkametgah ve nüfus cüzdan sureti için muhtarlığa ödediğiniz: 3.- / 4.- YTL

Evlendirme dairesine ödediğiniz: 526.- YTL cik, Bunun 500.- YTL si evlendirme dairesinin 26.- YTL si de size nikah anında “evet” dedikten sonra elinize tutuşturulan Evlilik Cüzdanı için, he bu arada benim yazdığım bu rakam haftasonu için, eğer hafta içi isterseniz 226.- YTL ye bu işi kotarabilirsiniz, bide kredi kartıda geçerli aklınızda bulunsun ama taksit yapmıyorlar malesef:). Ayrıca dışardan fotoğrafçı getirmek yasak unutmayın, çünkülüm bunlar anlaşmış başka fotoğrafçılarlan onlara çektirebiliyosunuz, ama tabiki mecburi değil onları tutmanız sonuç olarak eş dostta illaki fotoğraf makinesi olan var onlar çekerler fotolarınızı.

Hımm bu kadar prosedürden sonra aldım tabiki bende nikah günümü 25 KASIM 2007 PAZAR GÜNÜ SAAT 17:00 da siz sevgili blog arkadaşlarımıda yanımda görmekten acayip bir mutluluk duyacağımdır bilginiz olsun.

Ve geçen hafta sonuda bir takım ihtiyaçlar için ki bunlar yatmak, uyumak vs için ve yemek yapmak, fırında bişiler pişirmek ve de pişen yiyeceklerin kokusunu almak için davlunbaz gibi alet ve edevat almak suretiynen YATAŞ ve ARÇELİK'e gittik.

Yataştan,
1 adet Sandıklı Baza
1 adet Yatak
1 adet Başlık
1 adet çift kişilik yorgan
2 adet yastık (ayrıca 1 adet de yastık onlar hediye etti, devede kulak gibi kaldı ama)

Bunların maliyeti toplam 1.400.- YTL tuttu ve 12 takist yaptık, bu arada 1.000.- YTL lik yatak ve bazalar acayip indirimde hepsi yarı fiyatına düşmüş bilginiz olsun, tüm ürünlerde indirim yapılmış.

Arçelikten
1 adet set üstü aygaz
1 adet mini fırın
1 adet davlunbaz
1 adet ekmek kızartma makinesi
1 adet tost makinesi (ben yüzsüzlük yapıp bu makineyi zornan kendime hediye ettirdim ha ha:))
Bunların maliyetide 600.- YTL cik tuttu ve aldığımız yer tanıdık olduğundan 4 adet senetçik yaptık.

He dersenizki kızım nerde lan çamaşır-bulaşık makinen ve buzdolabın ki diyin yane bişi olmaz, onlarıda geçen 2006 Eylül ayında almıştık, bunlarda 2.500 YTL ye malolmuştu.

Yani daha alınacak;
1 adet salon takımı, sadece koltuk ve konsol alıcam hiç hazzetmiyorum vitrin yada gümüşlükten, 1 adet de gardrop ve şifonyer,
4 oda için tüller ve güneşlik,
4 oda, hol ve mutfak içinde halı alınacaktır tarafımdan, he tarafımdan derkende hemşire ile birlikte ödüyoruz yani buda biline:)

Tabi bide gelinlik mevzuu var onda bakıcam, bu varlar bitmeycek he ben aldıkça yazıcam size.

Kısaca daha zaman var tabi bu zaman zarfında da yavaş yavaş halledicem herşeyi, rabbim işimizi rast getirsin yeter.

Heee unutmadan ya, beni en çok duygulandıran ve mutlu eden ise babam ve annemin bizim için aldığı o şok eden karar, efendim bunlar düşünmüşler ve Yalova'ya yerleşmeye karar vermişler çünkü annemin orda evi var, biz evlendiğimizde kirada oturacağımızdan “ne gerek var başka yerde oturacaklar biz nasıl olsa taşınmayı düşünüyorduk, bu evde siz oturun hem ev sahibi derdiniz olmaz dediler”, amma bizde sizden kira alıcaz dediler, şimdiki kira ücretlerinden daha aşağı bi fiyata tabi e ben zaten kira ödemeyi gözden çıkarmışım, hem zaten annemlerin oturacağı evinde bakıma ihtiyacı var onlarda bizden aldıkları kira ile yapmaya çalışaklar bir şeyleri:) kısaca durum budur arkadaşlar (ne kısa ama dimi)

Hade öperim hepinizi, her alışverişte yazıcam herşeyi ki benim gibi evlenmeyi düşünenlere-de ek bilgi olsun isteyen faidelensin yane:))
GELİNLİK İÇİN BU LİNKE BAKIN ARKADAŞLAR

10 Eylül 2007 Pazartesi

GEÇİCİ BİR SÜRE KAPALIYIZ / Bİ EVLENİP GELİCEM




Selam dostlar güzel insanlar, başlıktaki yazı doğrudur, ben bi süre buralarda olmıycam, hazır yokkenede bi evleniyim diyorum, bakıyım nası oluyomuş evlenmek, bende göreyim dünya kaç bucakmış, yani sırf meraktan, hem de hazır nişanlıyken evlenmeden de olmaz dimi.




Çok işim var çook, pek vakit bulamayabilirim yazmaya çünkü kafam 1 milyon napcaz, nası yapcaz, yetişecekmi, ya yetişmezse gibi uzayıp giden sorularla haşır neşirim şu aralar, bakalım işte bu sorulara uygun cevaplar arıyorum şimdilik, arada fırsat bulursam sizi gelişmelerden haberdar edicem mutlaka ve eğer nasip olursa sizleride görmek en büyük arzum nikahta, hatta bunlarla ilgili hayaller kurdum mesela şimdi siz geliyonuz böle kalabalık bi grup elinizde de pankart açmışsınız ve şöle diyo pankartta "yaşasın blog kardeşliği" gibi, yani, mesela diyorum olsa çok gülerdik dimi millet şoka girerdi kim bunlar hayırdır blog neki, yoksa yeni bir yasadışı örgütmü (yaşasın ya seviyorum bu hayal gücünü).




Efenim durum bundan ibarettir şimdilik, ama hepinizi çok seviyorum, ben yazamasam bile muhakkak sizleri okuyo olucam yorumlarımı bırakıcam yani sizi yorumlarımdan mahrum etmiycem, yani kısaca bu izdivac işini bu senenin sonuna kadar kotardım kotardım yok kotaramadım hemşireyede söyledim "dedim kusura bakma ben seni almıycam" yani cidden bak söledim, sonra yok ben duymadım, yok ben işitmedim cümleleri kurulsa dahi gözyaşlarına bakılmaksızın kendime yeni yollar bulacağımdır yaşasın kötülük ha haaaaaa:)




Hadi öperim anacım hepinizi, benim gelin ve damat kıyafeti konseptli nikah şekerlerim, benim kırık beyaz gelinliklerim, benim (eğer düğün yapsaydım tabi) frambuazlı pastalarım canlarım benim hadi öperim tekrardan.




Not: Sobeleme işinde ebeyim farkındayım lakin işlerim yoğun olduğundan bu davete daha sonra icabet edicem söz veriyorum valla bak.

28 Ağustos 2007 Salı

SEVGİYE, SEVMEYE, AŞKA DAİR NE VARSA

Önce dedimki,

Sevdiğime, sevgilime, beni sevene, ilk aşkıma, ilk heyecanlandığıma,
ilk gözağrıma, ilk elini tuttuğuma, canıma, candan olanıma, ilkime, AŞKIMA,

Biri gelir sorarsa,
Sana beni sorarsa,
Gitti dermisin?
Gittiğimi söylermisin?
Gidiyorum ben sana,
Benimle gidermisin?
ÖZDEMİR ASAF

Sonra baktı yüzüme, ve dedimki bende o içten ve sıcak bakışın karşılığında,

Sen bana bakma,
Ben senin baktığın yönde olurum.
ÖZDEMİR ASAF

Baktı yüzüme takrar ve sarıldı sıkıca, hiç bırakmamacasına, bırakmadık hala birbirimizi,
çok emek verdik bu sevgiye, çok çalıştık yıkılmayalım diye, herşeye rağmen seni seviyorum
dedik hep birbirimize, olsun dedik genede seviyorum ben seni.

Ve sonra dedimki kendi kendime
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan, yanlızca hayatı seyredersin
Nietzsche

Böylece aşkımı itiraf ettim ona, korkmadan, "ama ben senin gibi düşünmüyordum" gibi
cümleleri duyabilme ihtimalini göze alarak, ama şükürki duymadım beni çok etkileyebilecek
o cümleyi, yine baktı bana ve sarıldı bişey demeden, zaten söylenecek bi şey de yoktu bence.

Sevmek güzel,
sevmek heyecanlı,
sevmek adamı iliklerine kadar titreten yada AŞK da denilebilir buna,
sevmek adamı zayıflatan beden küçülttüren,
sevmek başlı başına baştan aşağı insanı al aşağı eden,
sevmek güzel şey vesselam,

Heleki aynı duyguları seni sevenede tattırdığında, ki bu zamanla olsa dahi, özdeşleşerek, o kırılması çok kolay olan kabuğu iyice izole ederek başarmak ve bunun getirisi olarak böyle bir aşka yada onunla başlamasını istediğin ve mümkünse onunla bitmesini istediğin bir hayata yelken açmak, güçlüklere rağmen, korkulara rağmen, insanlara rağmen, en yakınlarına rağmen, herşeye rağmen, sevmek sevmek ve sevmek.

SEVGİLİM SENİ SEVİYORUM BE
.

22 Ağustos 2007 Çarşamba

BIDI BIDI BIDI







Selam olsun herkezlere, uzun zamandır yazmadığımın farkındayım daha doğrusu bir isteksizlik hasıl oldu bende, canım sadece blog okumak ve yorum yapmak istedi o kadar. Aslında başka sebepler varda atlatıyorum, atlatmaya çalışıyorum işte yada bana öle geliyo ne bilim ben ya, polyannacılık oynuycam acık müsade ederseniz, ama bu oyunda ebe ben olduğumdan kurallarıda ben koyduğumdan canım ne zaman isterse o zaman oynuycam (anladık okuyucu kusura bakma karışık yazdım, hatta bana bilem manasız geldi ahanda şu yazdıklarım ama bu aralar saçmalama modundayım üskünüm yani).


Hımm du bakalım şu aralar hayatım hem yavaş yavaş ama ne yavaş varya böle taş olsan çatlarsın hemde iş açısından gariplikler şeklinde geçiyor, madem öle bende diyorum ki yani kendimi düşündüğümden değil de sizin kafanız karışmasın okurken diye madde madde vede kronolojik olarak yazıcam, ama kızım sende çok uzun yazıyosun sıkılıyoz derseniz ki bu çok normal bende aralara alakasızda olabilir ama fotoğraf koyucam zaten bide müziğiniz çalıcak, belkim öle sıkılmazsınız ha ne dersiniz, tabi müzikte yazdıklarımla alakalı olmıycak ne seviyosam onu koyucam e herşeyde bi meşaj içermek zorunda diil dimi ama, evettt başlayalım bakalım buyrun bir kat aşağı alayım sizi,

1 iiiiiir çooook sıkıldım,
2 iiiiiii yerrim çok daarrrr
oooooo benden çok varrrrrrrrr
dım dım dım dımdırıdım dım dımd dım
(baaak daha başlamadan aralara bide bunlardan katıyım dedim, sıkılmadınız dimi:))
Tamam tamam ciddi ciddi başlıyom (dedim ama ben ebeyim, kurallar benden diye dimi)





27 Temmuz 2007 Çarşamba ve 10 Ağustos 2007 Cuma arası olan gariplikler silsilesi,

1- 27 Temmuz günü bir tanıdığın vasıtası ile bir iş görüşmesine gittim hatta aynı gün başladım, baktım çok ama çok tuhaf bir yer, yani anlamak için bi süre orda çalışmak lazım gelir, neyse ortalık bi sessiz, kimse kimse ile konuşmuyo, zaten çoğunluk emekli olmuş ama hala çalışmaya devam eden kişiler, ama niyeyse sanki orası kocamannn bir holdingde herkez herkezi kötülüyo aman dikkat et bu böle yapar şu şöle yapar gibi konuşmalar yani toplamda 7 kişi felanız,

Anladımki orada işlerde kötüye gidiyo, muhasebe bölümünde çalışan kızla muhabbet ederken bana “senin tanıdığın biri varmı, eğer varsa benim eşimin çalıştığı firmaya eleman lazımmış” dedi, bende dururmuyum hemen o tanıdık benim dedim, eminmisin olurmu olmazmı derken, 10 ağustosta şu an çalışmış olduğum yere görüşmeye geldim ve 13 ağustostan itibaren yeni yerde çalışıyorum.


Asıl kötü olan ise o saçma sapan yer diye düşündüğüm yer harbiden çok kötü bir yermiş, ben yeni yere görüşmeye gidebilmek için mecburen hastayım yalanını uydurmak zorunda kaldım, işe gitmediğim o gün çok enetersandırki firma sahibi olacak o yaşına başına bakmayan sapık herif beni aradı konuşmayı aynen aktarıyorum;

-Emre hanım ne oldu, işe gelmediniz,
-hastayım gelemedim kusura bakmayın,
-ama biz böle durumlarda 1 gün önceden haber veririz, bakın diğer arkadaşla işimiz vardı siz gelmediğiniz için yapamıycaz (bu arada bahsettiği kişi benim oradaki işimi yapmayan ithalatla uğraşan birisi)
-(bende şafak atmak üzere tabi) iyide ben gece hastalandım, bunu size nasıl bildirmemi isterdiniz ki
-mırın kırın mır mır, peki geçmiş olsun,

dedik ve telefonu kapadık, öğlene doğru yeni yere görüşmeye gittim, zaten görüşmeye gelmene gerek yoktu, biz sizi bize tavsiye eden kişiden gerekli bilgileri aldık 13 ağustosta hemen işbaşı yapabilirsiniz dediler. Ani bi şok yaşadım tabi, inanmak ve inanmamak arasıdna gittim geldim, rüya gibi geldi bana, hatta görüşmeden sonra acaba mı dedim kendi kendime, bu yaşadıkalrım gerçekmi. 13 ünde iş başı yapınca gerçek olduğunu anladım ve öğrendimki yine huzur çok ama çok önemli ne olursa olsun.

2- 11 ağustos günü beni, çıktığım o saçma yerden pazarlama sorumlusu olan ki bana kalsa farklı bi meslekle adlandırılmalı, zat aradı (bu arada arayanın yaşı 50 civarı), ve yine olduğu gibi konuşmaları aktarıyorum;

-Emre merhaba, ben X......... hastaymışsın, geçmiş olsun,
-sağolun (şaşkınlık ne alaka arıyo beni hemde tatil günü) hayırdır bişimi var,
-yooo bişeye ihtiyacın var mı diye aradım
-(Hönk kaldım öle bişide diyemedim) yok sağolun,
-bak bişiye ihtiyacın olursa çekinme ara
-(ya manyak sapık herif ben niye arıyım seni be) sağolun teşekkür ederim.

dedim ve kapadım telefonu büyük bir şaşkınlıkla. Cts günüde beni işe alan kişiyi arayıp, pazartesiden itibaren gelemeyeceğimi, oradaki bazı şeylerden rahatsızlık duyduğumu, zaten firmadaki işlerin iyi olmadığını anladığımı vs vs vs şeyler söyleyip vede üzgün olduğumu söyleyip telefonu kapadım. Asıl pazartesi günü pandomim kopmuş orda, muhasebedeki kız beni arayıp söyledi ve bir kez daha verdiğim kararın doğru olduğunu anladım. Ve pzt günü firmada konuşulanlar.

Patron: Ne o X..... sen mi kıza bişi yaptın, niye kaçtı
H : yok Y bey ben daha başlamamıştım bile.

Daha ne yazayım arkadaşlar, sanırım oldukça anlaşılır oldu yukarıdaki konuşmalar. Meğersem bu X denen mahlukat her gelen bayan elemana böle sapıklıklar yapıyomuş, siz dicenizki şimdi o muhasdebede çalışan kız niye çıkmıyo ordan, yazık kız onca yılını vermiş hazır da firma devroluyoken tazminatını alıp öle çıkmak istiyo ve dayanıyo malesef o saçma yere.

3- Yaklaşık 2 haftadır yanlızım, annem ve babam yalovaya gittiler termale, annem termalli, ananemin evi var orda kalıyorlar, bende a 11-12 ağustosta ordaydım.

4- Geçtiğimiz haftasonuda Lola Lola ve Sebla ile tanıştım, onlarla çok güzel vakit geçirdim, herşey çok ani geliştiği ve son anda olduğu için kimseye haber verilemedi malesef ve ben bu sebeplede çok hayıflanıyorum doğrusu.

5- Bu hafta sonuda yanlız yaşayan bir arkadaşa gidicez, güzel bir hafta sonu geçiricem sanırsam, bol gülmeli, bol yemeli bol eğlenmeli olucak bence.

6- Bunların dışında hemşirem hala gelmedi, sanırsam eylül sonuna doğru kesin dönüş yapacak, onun yokluğunda bi dolu saçmalıklar oldu hayatımda ve bi çoğu hala devam ediyo malesef, ama azimliyim ve kararlıyım geçicek hepsi, geçmek zorunda çünki, ve inanın artık bana dair kimsenin alternatifi kalmadı, bunuda tokat gibi çarpıcam suratlarına, malesef ki malesef benden geriye artık o kadar iyi niyetli birisini de bırakmadılar, ama savaşıyorum bende bu tip olaylarla daha fazla kendimden ödün vermemek için, eminim yıllar sonra tabi rabbim nasip ederse şu an yaşadığım sıkıntılara gülüp geçicem.

7- Şu anki işimden de memnunum çok şükür, zaten 2 patron dışında 3 kişiyiz ama çoğalıcaz eminim, bi abla var burda sağolsun melek gibi bir kadın bi kanatları eksik yani, onunla bol muhabbet bol sohbet bol çay şeklinde geçiyor günlerimiz, tam dert ortağı, güvenilir, iyi niyetli, insan gibi insan, sevdim kendisini çok.

Evettt uzun oldu yine farkındayım ama napim (o kadar uzun ara verirsen böle yazmak zorunda kalırsın akıllım) umarım sıkılmadınız okurken, gerçi biraz ekşınlı oldu dimi, hade artıkın uzatmıyım fazla, öperim hepinizi, yine diyorum yineliyorum huzurunuz hiç eksik olmasın.:)

Not: - Fotoları bi anlamı olsun diye değil sadece okurken canınız sıkılmasın diye ekledim ehi ehi:)

- Ayrıcanada bu çalan şarkıyı ben pek bi seviyom anlamıda çok güzel,evet göriyim elleri havaya ooooo:)

-LOLA & ŞEBNEM bakın ben bağlantı işinide yaptım, afferim bana (üzgünüm artıkın mütevazilik de yok yaşasınk yaşasınk)

24 Temmuz 2007 Salı

ÖYLE, BÖYLE




Efendim merhabalar,

Havalar çok sıcak, çalışanlara Allah kolaylık versin, zannetmeyin ki evdeyim diye sıcaklar beni etkilemiyo, ama sizinki kadar değil tabi, ama bu cümlelerimden de “bu kız evde oturmak istiyo, çalışmak istemiyo” sonucuna varılmasın lütfen, lütfennnn, reca etcem yani.

Nihayet ki nihayet fotoğraflı sivimi yolladım bugün bir yere, hem meyl attım hemde faksladım (allahım ya nolur ya çağırsınlar lütfen bak reca ediyorum) bakalım nolcak, merakla bekliyorum.

Evde çok sıkılıyorum ben ya, ev işi yapmak bi yere kadar, sabah kalk, kavaltı et, yatakları topla, süpürülmesi gerekiyosa süpür, ardından “bide silsen hiç fena olmaz” anne bakışı ama sen o bakışa aldırma sadece süpürmekle yetin, ya ne gerek var dimi, yap yap aynı yaneee, kirleniyo yine “ ama olsu kızım sen yap yinede bak yarın öbürgün evlencen, evini böceklermi bassın” niye bassın annem ya evimi böcek felan benki böceklerden bu kadar korkarken nasssı oluyoda böle cümle kuruyo anlamadım. Hele ki bu sıcakta ütü yapmak başlı başına bi zayıflama yöntemi, ohhh hem terliyon hem buhar var acayip zayıflatıyo yane, ha saunaya gitmişsin ha ütü yapmışsın aynı (ben bu satırları yazarken annem mutfaktan gelip bana taciz bakışlarında bulunuyo) şu bilgisayarın başından kalksamda toparlasam artık ortalığı diye, bakalım hangimiz kazancak ehi ehiiiii.

Bu arada bişi daha ben blog yaptığımdan beri (cümleye bak blog yapmak) neyse işte oluşturduğumdan beri yani ilk günden beri bana kim yorum bıraktıysa linklerime ekledim, peki arkadaşlar sizler nası oluşturuyosunuz bu linklerinizi benim gibimi yaptınız sizde merak ettim.

1-Bişi daha, yazdığım yazıya birinin linkini eklemek nası oluyo, yani hani siz yapıyonuz ya böle yazının içinde kişinin ismi farklı renkte oluyo böle (süper anlattım dimi)

2- Bir bişi daha, başka bi bloga tıkladığım vakit müzik çalmaya başlıyo, bunu nasıl yapıyosunuz, lutfen benide engin bilgilerinizden faidelendirin lütfen.

3- Peki diyelim müzik çalmaya başlıyo, bu süreyi kim belirliyo, mesela ben şu an NİL’in şarkısı varya hani “o beni pirenses peri sanıyooooo” şarkısının çalmasını istiyorum, ama istemekle olmuyo işte nası yapcam ya yardım edin lütfennnnn J

Başka soracağım şeyler olursa yorum kısmında yazarım artıkın, hadi anacım öperim hepinizi artıkın ütü yapma vaktidir emre için.

A bakın yukarı karikatür ekledim ama kanımca biraz küçük oldular, nası büyütebilirim, bu sorumada cevap verirseniz çok memnun olurum. Yine öperim, gorüşürük.
Ya hani bundan bir kaç yazı önce kendimle ilgili ve en yakınlarımı da ilgilendiren üzücü bi olaydan bahsetmiştim ya o konu halen devam ediyor ama sadece susarak, bense konuşmak için sadece zamanımı bekliyorum, sonuç olumlu yada olumsuz dahi olsa ben yinede konuşacağım, çünkü içim öyle acıyoki bunu kelimelere dökmek mümkün değil, şu an için tek isteğim bir iş bulmak ve hayatımı bir nebze de olsa yoluna koymak, evde olunca içim daralıyo, üzgünüm hala; içimden ne gülmek geliyo ne ağlamak, ikisinide yapamıyorum, hiç bişiden zevk almıyorum, gittiğim yerlerden, sohbetlerden, uyumaktan, uyanmaktan, yemek yemekten, birileri bişey anlatınca sadece suratlarına bakıyorum,yorum yapamıyorum, ama yinede ayakta durmaya çalışıyorum, güçlü olmam lazım, ayrıca susmak beni üzenlere en büyük ceza bunu farkettim. Çok şükürki bi sevgilim var, o çok yardımcı oluyor bana, benden uzak dahi olsa hayatımın en zor dönemi diye adlandırabileceğim bu zamanda onun canımın, sevdiğimin, sevenimin, sevgimin, ilk aşkımın ve ilk sevgilimin yanımda olması hayatımda olması beni çok olumlu yönde etkiliyo ve ayakta tutuyor. Seçim günü arkadaşlarımla buluştum hatta arkadaş kelimesi yetersiz kalıyor dostlarım diyelim, onlarda beni görünce çok şaşırdılar "emre, seni yaklaşık on yıldır tanıyorum, şimdiye kadar hiç ama hiç böyle görmemiştim , sen her zaman bizi güldüren neşelendiren insandın nasıl bi acıdırki bu" dedi ve ben sadece arkadaşımın suratına bakmakla yetindim çünkü söyleyecek bişi bulamadım kendimde.
Offf neyse ya böle işte devam ediyo bu süreç şimdilik, ama elbet son buldurucam, sadece zamanımı bekliyorum ve takrar tekrar öpüyorum (kaçıncı kez öptüm unuttum) :)

18 Temmuz 2007 Çarşamba

YAĞMUR, SOĞUK, DENİZ, GÜNEŞ, GÜLME, EĞLENME VE TEKRAR ÖZÜNE GERİ DÖNME


Merhabalar efendim, ben geldim, sanada merhaba günlük.

VENİ VİDİ VİCİ kısmının sadece VİCİ kısmını yapmayaraktan pazartesi günü Yalova'dan döndüm. Efenim zaten ben Cuma günü giderkene başlayan yağmur Yalova'ya vardığımda iyice şiddetini arttırmış durumda idi. Amanın hemde ne yağmak resmen fırtına kopuyor yani yaz olduğunu bilmesem ardından kar yağıcak diycem.
Neyse feribottan indiğimde abim karşıladı beni ve tabi ELÇİN ve CİVCİV de oradaydı, bir kafede beni bekliyorlardı, görüyon dimi okuyucu hasretime dayanamayıp teee beni karşılamaya gelmişler (desem pek inandırıcı olmayacak herhal) neyse vardım yanlarına he bu arada benim onların yanına gitme sebeplerimden en birincisi hafta sonu Çınarcık'ta denize gitmekti ama hava öle kararıp tüm şiddeti ile yağınca bir anlıkta olsa hevesim kursağımda kaldı accuk. Soora köye çıkmak için düştük yollara baktıkki hava yükseliyo, dedik gideriz cts. günü denize bişicik olmaz (azıcık yanıldık tabi) bize.

Eve vardığımızda sağolsun Elçin'in annesi Hamiyet teyze yapmıştı yine güzel yemeklerini Civcivimizde o güzel salatalarını yapınca e tabi yememek olmaz dimi, yedik bizde afiyetle, soora o soğuk havanın etkisi ile demledik çayımızı ohhh deymeyin yani keyfimize, gerçi bizim köyde hava gündüz sıcak dahi olsa akşamları mümkün değil hırkasız yada kazaksız oturamazsınız, hatta gece yatarken hep kalın yorgan örttüm bende diğerleri gibi. Hatta Elçin'in babası Özgür amca bayağı güldürdü bizi "yakayım size hemen sobayı" diyerekten bizi tiiiye aldı. O gece herkez yatınca ben Elçin ve Civciv yatmadık tabiki oturduk geç saatlere kadar meğersem gülme krizlerimiden dolayı yatanların hepsi uyanıkmış yani rahatsız etmişiz onları. Ne çenemiz boş durdu nede ağzımız, heleki şokellalı ekmek yeme ve çoraplarımızla dalga geçmelerimiz süperdi. Tabi bu arada fotoğraf çekmeyi kendine görev addeden pek sevgili Civciv ihmal etmedi o komik anlarımızı görüntülemeyi , fotoğrafları kendi blogunda görüntüleyecektir en kısa zamanda kanımca.

Sabah evdeki Gülbeyaz hanımefendi kuşun nameleri eşliğinde uyanıp direkt olarak dışarı baktık hava nası acaba diye, tabiki parçalı bulutlu bi hava vardı ama nerden bilebiliridik o parçalı bulutlardan birinin yağmur boşaltma ihtimali olduğunu, kahvaltının ardından hazırlandık bi solukta, düştük Çınarcık yoluna, ama bizim yola düşmemizi fırsat bilen o parçalı bulutların bi parçası başladımı yağmaya. Önce minik minik yağdı bizde kaale almıyoz geçer şimdi diyoz ama haybeye diyomuşuz, biz ilerledikçe şiddeti arttı yağmurun (yağsın tabi kızdığımdan değil yaneee)

Vardık plaja yağmur geçti ama hava hala kapalı, soora Civcivin ömrünü yedisi biz hiçbişeye karar veremeyince yani gitsekmi yoksa kalsakmı, acaba hava açılırmı gibi düşüncelerden ve bunları dile getrimelerden olsa gerek "ben ne diyosam o olcak" dedi, tabi boynumuz kıldan ince kabul ettik başımızı emme basam tulumba misali. Kalktık plajdan dönüyoruz başka yerlere daha baktık ve son anda ömrünü yedisi son kez soruyorum kalalımmı dönelimmi dedi ve ben kalalım deyince tekrar aynı plaja geri döndük tabi bu arada havada bayağı açtı güzelleşti birden, ama bi önceki yağmurdan ve soğuk havadan dolayı deniz çivi gibiydi resmen tabi alışana kadar.

Hem cts. hemde pazar günü denize gittik, sağolsunlar pek eğlendim ben kendileriyle hatta o kapalı havada bile bayağı kızardım. Hazır köye gitmişkene tüm akrabalarımı ziyaret ettim gönüllerini ve hayır dualarını aldım, iyi geldi bu kaçamak bana açıkçası.

Ama insanın aklında başka sorunlar olunca nereye gitsen onlarda seninle gelince hemen eve geri dönme isteği uyandı bende. Ne biliyim ya şu iş meselesi beni çok geriyo açıkçası o kadar yere cv gönderdim sadece bir görüşmeye gidebildim, sonradan adımın Emre olmasından dolayı beni görüşmeye çağırmadıkları aklıma geldi (büyük bi olasılıkla hemde) bende fotoğrafımı taratıp cv'me ekliycem bakalım bu sefer nolacak merakla bekliyorum. Komik ama gerçekte olabilir bu düşüncelerim dimi arkadaşlar.

Heee bu arada unutmadan söliyim kendime bi lap tap aldım, bundan sonra sıkça yazacağım bu böyle biline.

Elçin herkez fıkra yazsın demiş, ben fıkramı Elçin'in yorumlarına yazdım isteyen ordan okuyabilir (biraz ayıp bi fıkra oldu ama kusura bakmayın olurmu).
Öperim anacım hepinizi bayyyyyy:)


5 Temmuz 2007 Perşembe

NE DESEM BİLMEMKİ

Selam benim sevgili günlüğüm vede beni merak eden okunası blog arkadaşlarım, özledim hepinizi.
Ne zamandır yazamadığımın farkındayım ama ben yinede her fırsat bulduğumda en azından okuduğum diğer blog arkadaşlarıma yorum bırakmaya çalıştım. Ama malesef evde bilgisıyır olmadığından e pek de net kafeye gidemediğimden dolayıdır bu yazamama olayı, bundan dolayı da çok üzgünüm. Çok özledim hepinizi.
Tabi anlatayım neler olduğunu yazmadağım bu süre içerisinde; İş aramaya henüz başladım, çünkü eski işyerimle malesef tazminatlarımızdan dolayı problem yaşıyoruz, işsizlik sigortası için başvuruda bulundum umarım en kısa zamanda bir iş bulurumda kafam en azından yeni işimle meşgul olur, tabi bu arada herkez "ne var canım dinlen biraz sende" deyip böle kafamda şimşek çaktırıp duruyorlar, yahucum diyemiyosun tabi "dışı seni içi beni yakar" yada "davulun sesi uzaktan hoş gelir" yada "kim ne yaşarsa kendi içinde yaşar". Benim kendi adıma tek dileğim sağlığımın yerinde olmasıdır (çok klişe biliyorum ama gerçek) yoksam iş güç hakgetire yanee.
Bunların dışında Elçin bize geldi sağolsun beni kırmayıp, ama ne yazıkki onun gelmesiyle afrika sıcaklarının da bende gelicem demesi aynı zamana denk gelince oturduk bizde dört duvar arasında, sağolsun oğluş iskambil kağıdı aldırınca ailecek "papaz kimde" ve "pişti" oyunlarıyla kendimizi avuttuk, he dersenizki papaz kimde kalmadı yada piştide hep kim yendi bu sorunun cevabını söylememe gerek yok ama dur söliyim tabiki oğluş, bide kilima faktörü var kolay atlatmamızı sağladı bu afrika misafirini.
Bide geçtiğimiz haftasonu hemşirem bana sürpriz yapmak istedi ama maalesef yine olmadı, yine diyorum çünki ben yine dolaylı yollardan öğrendim onun İstanbul'a geleceğini. Şimdi benim bu hemşirenin 1 Temmuz doğumgünü idi, bende c.tesi günü aradım ilk defa ayrı geçiricez bu doğumgünü olayını dedim tabi ağlak bi sesle, sooracıma akşama doğru benim hemşirenin arkadaşlarından biri beni aradı "yahu ben bu çocuğa ulaşamıyorum" dedi bende sen merak buyurma arkadaş ben hemşireye bulur seni arattırırım dedim, hay demez olaydım aradım tabi Artvin'deki evlerini telefonu yeğeni açtı "dayım İstanbul'a geliyo" dedi tabi ben hönk diye kalıp telefonu kapadım, lakin ben hala hemşirenin buraya doğumgünü için değil de burada halen bakmakta olduğu hastasını kontrole geldiğini sanıyorum (safım benim, acuk kafa çalıştır kızım acuk). Neyse şeker ben tabi böle birden sevindim, hatta hemşirede o sırada aradı ben tabi lapin gibi " eee sen buraya geliyormuşsun"dedim pişkin pişkin benim geçirdiğim geçici şoku oda geçirdi bir an için. Çünkülüm yeğenini tembihlemiş evi aryacak olursam eğer söyleme sakın bişi demiş, soracıma tabi herşey anlaşılınca meğersem benim hemşire sen Büyük Ada'da sürekli gittiğimiz bir yer var Klup Mavi diye, buradaki arkadaşlarımı aramış orada bir gecelik yer ayarlatmış (Elçin aman diyim abim okumasın bunu) buluştuk Pazar sabahı Bostancı'da gittik adaya amanın çok güzel bir yer orası arkadaşlar eski ahşap bir konak, kocaman bir bahçe ve çam ağacı var hep, her ağaca hamak baplamışlar azıcık salaş bir yer ama değer doğrusu, kafa dinlemek için çok ideal. Şiddetle tavsiye ederim. Ben pek memnun kaldım açukçasu yaaneee:) Ayrıcanada 1 kişi oda kahvaltı 60 ytl belki pahalı gelebilir ama ne diyim değer doğrusu kulağınıza küpe olsun.
Bunların dışında hayatımın en önemli dönemeçlerinden birindeyim hatta buna keskin bir viraj demek daha doğru hemde bu virajın bariyeride yok ufak bir hata beni şarampolden aşağı atacak hemde ta dibine dibine. Bu süreç beni ve en yakın olduğum insanları derinden de etkileyebilir yada sadece ben bildiğimle kalıcam ki bu olmayabilirde. Tek bildiğim omuzlarımdaki bu yük çok ağır geliyo bana ama sağolsun hemşirem bana o kadar çok moral desteği verdiki şu an vız gelir tırıs gider şeklindeyim ama aklım hala aynı konu ile meşgul. Bu konu ile ilgili en büyük öfkem ise geçecek gibi değil çünkü, hem işsiz hem borçlu hem evlenme arefesinde olan birinin üstüne böyle büyük bir yük boşaltmak çok yıpratıcı inanın bana. Ne acıdırki son 3-4 gündür bununla yaşıyorum, öyle bir acı benim için bundan sonra sadece ölümle eş değerdir yada ben şu an öyle hissediyorum. Çok karışık yazdım farkındayım ama bana sadece biraz zaman verin, bu durum ya geçecek yada olacağına varacak ama her iki durumda da ben size olan biteni olduğu gibi aktarıcam.
Hepinizi çok özlediğimi bir kez daha vurgulamak istiyorum ve hepinizi seviyorum, umarım herşey gönlünüzün istediği gibi olur şu an sadece bunları diyebiliyorum ve tabiki huzur buda önemli dimi.......:)

 

designer : anniebluesky : www.bloggeruniversity.blogspot.com