2 Ocak 2008 Çarşamba

ÇÖZÜL(e)MEYEN DENKLEMLER SİLSİLESİ VE SİNİR HARBİ YAŞAYAN EMRE



Naberrrr 2008 valla kusura bakma ama hiiiçç hoşgeldin diyemiycem çünkü pek hoşgeldiğin söylenemez, merak etmeyin yazıcam neler olduğunu bu 2008 in gelirken neler yaptığını bir bir.
Şimdi bu yılbaşı akşamı hani evdeyiz ailem de burda ya güzel bi akşam olsun dedik ve de söylemesi ayıp gerçi niye ayıpsa geçenlerde de Dsmart (Dkazıkmı demeli aceba) aldık, hadi dedik geç saatte film satın alıp izleyelim, anacım ne biliyim ben 2008 uyuzunun bana böle bir buhran yaşatacağını vallahi bilsem alırmıydık hiç.
Neyse anacım gece saat 23:00 için benim daha önce 2 defa izlediğim aileminde seyretmesini istediğim vede çok beğendiğim "MUTLULUK" filmini satın aldık, başladı şimdi bu tam saatinde, baktım film ilerledikçe bazı sahneler makaslanmış film kuşa döndü döncek, hani dicemki Rtük olaya el attı film makaslandı, e anacım film öle filmde diil, bir iki üç derkene bende de ufak ufak şarteller atıyo aldım telefonu gittim içeri bu arada yeni yıla girmeye (kafa atcam len ben sana 2008 uyuzu) 15 dk felan var. Aradım Dkazıkı konuşmayı aynen aktarıyorum.
-Dkazıka hoşgeldiniz, kaliteli yayın bıdı bıdı, şurası iç.in burayı tuşla, burası için şurayı tuşla, loca uyuzu için şunu tuşla,
-biip (kusura kalmayın tuşlama sesini anca böle yapabiliyorum)
-Müşteri temsilcilerimiz şu anda diğer abonelerimizle görşüyorlar az birazdan sizinlede konuşcaz (tabe bu arada sürekli Dkazıkı yücelten reklamlar felam)
-Buyrun ben ..... nasıl yardımcı olabilirim.
-Valla beyefendi öncelikle şunu belirteyim yaklaşık 15 dk dir sizinle görüşmek için bekliyorum tahmin edersinizki bu sebepten dolayıda yeni yıla telefonda girmiş bulunduk, bu 15 dk boyunca da sizin nasıl bir kuruluş olduğunuzla ilgili reklamlarınızı dinliyorum ama ne kadar yalancı bir firma olduğunuzu söylemek için aradım sizi.
-buyrun lütfen şikayetinizi dinliyorum (bu arada çocun ses tonu titremeye başladı)
-loca kanalınızdan film satın aldım ve malesef 2 defa sinemada izlediğim bir filmin makaslandığını gördüm ve çok şaşırdım.
-eminmisiniz efendim bir yanlışlık olmasın
-insanları aptal yerine koymak hoşunuza gidiyor sanırım, ama yanılıyorsunuz kimse aptal değil, mademki bir film göstermeye çalışıyorsunuz ki bence beceremiyorsunuz neden önce filmi adam gibi izlemiyorsunuz (bu arada ben çocuğa çemkiriyom zavallının dagünahı yok aslında)
-Ben sizi biraz hatta bekletebilirmiyim hanfendi
-bekleyelim bakalım. (3 dk sonra geri döner müşteri temsilcisi zavallı)
-ben şeflerime sordum hanımefendi ama filme herhangi bir kare kesilmemiş (bende şafak attı valla bu cümleden sonra)
-yazıklar olsun demek bide yalancı durumuna düşürüyorsunuz insanları , ne biçim bir firmasınız bu nasıl bi çalışma politikasıdır, ben durup dururken neden sizi arıyayımki delimiyim. vıdı vıdı bıdı bıdı vıd bıdı.........................
-biz sizi arayalım hanfendi bu akşam olmasa bile yarın ararız
N...h ararsınız uyuzlar, halada arayacaklar şeytan diyo ara tekrar söle ağzına ne geliyosa say içini rahatlat, ama nafile dimi bu hıyarlar asla ve kat'a aramazlar, ulan bende bu işin perşini bırakırsam banada emre demesinler emii.
Hade bu fasıl bitti yeni yılada gireli bir kaç dk oldu olmadı, dışarı bakayım dedim havayi fişek atılıyormu, aman allahım o ne gürültü sokakta sanki burası lübnan da silahlar ateşleniyo ama öyle bildiğin tabanca atışı değil resmen pompalı ve taramalı silahla, ohaaaaaaaaaa dedim ya bu ne, kaçtım hemen içeri yahu hem savaşlardan dem vuruyoz bitsin şöle olsun böle olsun barış gelsin, ulan adım başı her evde silah var ya, yahu denyolar akılsızlar gerizekalar, siz napıyonuz olum ya öldürcenizmi milleti ya bu nasıl bir ülke allahım neden kimse bişi yapamıyo neden yapılanlara da karşı çıkılıyo, neden insanlar tırsmış bende ne diyorum dimi hele bi ağzını aç bak nası beynine dayıyorlar silahı, bak çok sinirlendim yine,
Haa bide şu yılbaşı kutlamaları hani taksimde şurda burda, ulan ne sapık milletimiz var yaaaa, dün akşam haberleri izlerken kusacaktım yaaa, almışlar yanında erkek arkadaşı olna bir kızı hiç bırakamamacasına sarılıyor bir sürü abaza manyakkkkk beyinsiz ruhsuz insan müsvetteleri kızın orasını burasını sıkıştırıyorlar tabi bizim habercilerede konu çıkıyor
-lan olummmm bak şurda kıza taciz ediyorlar hatta tecavüz olcak az sonra diye
büyük bir şevkle haberi kaçırmamaya dikkat ediyorlar en inca ayrıntısına kadar, neyimize lan bizim yeni yıl kutlaması, biz sevinmeyi bilmiyoruzki, beceremiyoruz, biz en çok silah atmayı bunun bir güç kuvvet gösterisi olduğunu, kadınları taciz etmeyi, cep telefonu açılmaması gereken yerlerde bağır çağır telefonla konuşmayı, yağmurlu havalarda bol bol kaza yapmayı, hırszılık yapmayı, bankaları hortumlayanları ceza vermeden ülke dışına uğurlamayı,..................................................................................., ben daha çoookkk yazarımda midem ağarmaya başladı inanın şu satırları yazarken ve daha fazla devam edemiycem moralim sıfıra iniyor, alooooooo ey bu ülkenin vatandaşları insan olun olum ya insan, bak o zaman herşey ne güzel olacak.
bak 2008 uyuzu ben senden bişi istemiyorum, istemiycemde, isteyenleride uyarıcam usturuplu bişiler isteyin diye, malum huzur denen şey artık bitti kalmadı.
Ayrıca bu post biraz küfürlü oldu nolur kusura bakmayın ya gerçekten çok kötü hissediyorum bu olanlardan ötürü, ama geleceğe dair pekde umudum yok umuttan sürekli bahseden biri olarak, neyse hade kaçtım ben.

30 Aralık 2007 Pazar

2008 GELMİŞ HOŞGELMİŞ, BAKALIM NASIL GELMİŞ ?



Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl
Sizlere kutlu olsun,
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl
Sizlere kutlu olsun,

Mutlu olsun insanlar mutlu olsun tüm evren
Yeni yılda hep birlikte yeni yılda hey hey………….


Yanılmıyorsam bu şarkı böyleydi, teeee ilkokul zamanlarımızda söylerdik bu şarkıyı, bağır çağır bütün sınıf söylerdik neşeyle, vay be ne günler gelmiş ve gitmiş.

Doğumlar, ölümler, hüzünler, acılar, mutluluklar, sevinçler, gülmeler, ağlamalar hatta hem mutluluktan hem de acıdan ağlamalar, kaçamaklar, gezmeler, tozmalar, kızgınlıklar, affetmeler, affedilmeler, uzar gider bu liste değilmi.

Çok güldüm, çok ağladım, çok üzüldüm, çabuk sevindim, zamansız genç ölümler gördüm, hiç ummadıklarımdan acılar çektim, hiç ummadıklarımdan bana uzatılmış eller gördüm , çok güzel dostlar edindim, onların hayatımda olmasından huzur duydum, göz göze bakarak bile onun bir sıkıntısı olduğunu yada benim bir sıkıntım olduğunu görecek kadar yol kat ettiğimizi gördüm.

Hayatımın en kötü en berbat en yıkıcı en yerle yeksan eden en umutsuz bırakan en toparlanması zor olan en korkutucu en en en cümleleriyle karşılaştım, bu cümleler yüzünden çok yalnız kaldım kolay toparlanamadım, zor affettim, hala korkuyorum, hala acabamı diyorum, hala yok canım olmaz öyle şey diyorum, hala ama hala yinede umudumu yitirmiyorum umudun yoksa yaşamanın bir anlamı yok diyorum ha ölmüşsün ha bitkisel hayattasın diyorum, gelip geçer diyorum geçmek zorunda diyorum, artık kendi hayatın var senin kızım diyorum dikkat et unutma kendini diyorum, her şey olacağına varacak diyorum sen ne kadar çırpınırsan çırpın ne kadar hırpalandıysan hırpalan, ta dibine vursan da hayatın en dibe çöküpte ayağını hızlı vurursan yere yukarı çıkacağımı gördüm tek başıma olsam bile, hiçbir el görmeden hiçbir yatıştırıcı cümle duymadan çıktım yüzeye tekrar ama çok büyük kırık bir kalple, güven duygularımı yitirerek, neyse işte geçiyor yavaş yavaş ama kalıcı izler bırakarak.

Sevdiğim adamı buldum sonra, iyi ki de çıktı karşıma, nerdeydin be güzelim bunca zamandır he, bilseydim ki bu kadar sevicem bu kadar güvenicem bu kadar huzurlu hissedicem inan çoktan aramaya başlardım seni, şükürki artık yanımdasın olun genede ben seni seviyorum cümleleriyle. Canım benim o, onunla başlayan bir hayatım oldu nihayet ve mümkünse onunla bitmesini istiyorum bu hayatın, kavga etsek de, kızsak da, yinede seni seviyorum diyerek sürse gitse bu hayat.

Ailem en vazgeçilmezim, dedikleri gibi oldu bana da, hele bi evlen anlıycan kıymetlerini lakin ben zaten onların kıymetini bilen bir evladım ne varki uzak olmaya alışmak zor geldi açıkçası bana, özlem çok zor zanaat anladım, ama şükürki onları istediğim zaman görebiliyorum, allahım sen anne yada babası yada kardeşi hayatta olmayanlara çok ama çok sabırlar ver, ne söyleyebilirim ki başka….

Şimdilik bu kadar diyorum ve cümle alemin yeni yılını kutluyorum, önce sağlık, sonra huzur diyorum, gerisi zaten gelir bunu biliyorum, gerçekten istemek gerekli istenenin yoksa sadece sözlerle bu işin olmayacağını biliyorum.
Çok karışık bir yazı oldu belki ama içimden nasıl geldiyse öyle yazdım umarım kafa karışıklığına mahal vermez, hade yeni yılda görüşmek üzere

17 Aralık 2007 Pazartesi

SÜPÜR,SİL,TOZ AL,YEMEK YAP, YİNE SÜPÜR,SİL,TOZ AL,YEMEK YAP:)


Yav baştan söliyim bi kere evlilik zor iş, yıllardır bu işi yapanlara benden kıdemli olanlara, hem çalışıp hem çocuğu olanlara diyorumki rabbim size güç kuvvet sağlık versin en bolundan bide helal olsun sizlere diyorum.


Bende bare madde madde yazayım kolay olsun hemde kronolojik olsun demi, kafalar karışmasın;


  • Geçen hafta perşembe akşamından beri evle uğraşmaktayım malum bayram haftası geldi, temiz olsun ev diye işleri 2 güne böldüm bende, önce arka odaları dip köşe temizledim cuma günüde salon ve mutfak temizliği yaptım (ah anne keşke kızının şu hallerini görseydin yav vallahi gurur duyardın)
  • Cumartesi erkenden kalkıp hemşireyle pazar alışverişi ve market alışverişi yaptık çünkü ilk misafirlerimiz gelecekti evimize, tüm gün mutfaktaydım, tabi bu arada çamaşır da yıkayıp astım yanee evi bilem süpürdüm yineee, neyse efenim ben menüyü aktarayım sizlere: Mantar Sote, Köfte, Pilav, Fırında Sıcak Patates, Kabak Salatsı, Kırmızı Lahana Salatası ve bilimum Yeşillik Salatası, valla ne yalan söliyim yaptıklarım beğenildi e tabi bende sevindirik oldum.
  • Yine cumatesi gecesi arkadaşlar hade sinemaya gidelim dediler, baktım saat 8 dedim bu saatten sonra kaç seansı vardırki yada olsa bile bilet varmıdır, neyse aradım biletiksi dedim kabadayı filmi için bilet mevcutmu demesinmi müşteri temsilcisi bağyan var efendim lakin 23:30 senası heeee bu arada laf aramızda Maltepe Karfur burnumun dibinde yürüme mesafesiyle 10 dk bile sürmüyor, e iyi bare dedim alıyoz biletleri, tabi dönüşümüz gecenin 2 buçuğuydu nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum bile, malum 2 gündür iş yap sürekli vücidim kaldıramıyo tabi herşey bi yere kadar.:)

  • Pazar sabah güzel bir kahvaltının ardından arkadaşlar öğlen gibi evlerine döndüler, hemşirenin babası hastanede yattığından onuda ziyaret etmeden olmaz diye malesef evi ölece dağınık bırakıp çıktım evden. Dönüşümüz akşam 4'ü buldu tabe, bendeniz süper kadın kişisi olarak bir giriştim işlere yani görseniz sanki hızlı çekilmiş film karesi gibiydim, önce mutfak toplandı sonra çarşaflar değişti yıkanacaklar ayrıldı, yıkanmış çamaşırlar toplandı ve hemen ütülendi ev süpürüldü yemek yendi ve artıkın pili bitmiş emre kişisi kendini yatağın kollarına bıraktıııı:) e tabe sabah kalkması da bir o kadar zor oldu.

  • Bu arada pazar akşam elçinle msn den konuştuk, oda çok yorgun olduğunu söledi, dedim hayırdır, meğersem o da bayram için annesine büzme tatlı açmış, kendisi çok hamarattır efendim sölemeden geçemiycem, e madem öle bayramda yerim tatlından şekerim, haaa unutmadan annemde bayram için baklava yaptı iple çekiyorum perşembe gününü:)

  • Bayramın 1. günü hemşirenin anne ve babasının ziyaretlerinin ardından aynı günün akşamında yalovaya gitme planımız var umarım bir terslik çıkmaz çünkü annem dört gözle bizim gelmemizi bekliyor tabi bende aynı dört gözle gitmeyi bekliyorum, şu 3 gün geçse bir an önce yavvvv.

  • Sonracıma nikah için çektirdiğimiz stüdyo fotolarını aldım, lakin cd ye kaydedilen görüntüler video çekimi gibi hazırlanmış ve ben malesef teknik konularda pek becerikli olmadığımdan buraya aktaramadım ama bir bilene danışıp halletmeye çalışacağımdır efenim.

VEEEEE KURBAN BAYRAMINIZ ŞİMDİDEN MÜBAREK OLSUN EFENDİM, SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE HUZURLU BİR BAYRAM GEÇİRMENİZİ DİLERİM


Şimdilik hoşçakalın, mutlu kalın, öperim anacım hepinizi bayyyyy




10 Aralık 2007 Pazartesi

GEÇİP GİDEN HIMMMM ZAMANLARIN HIIIIIIIM BİR YERLERDE BULSAM:)


Benim pek sevgili çok sevgili blogum ve blog arkadaşlarım, ben geldim lakin sizin nezdinizde pek de hoşgelmedim sanırsam, niye len noldu diceksiniz şimdi ama, arayı fazla açtım, bu açılan uzun aralık içinde sizin o çok geniş yüce uluuuu (öhöööö abartma be) affınıza sığınarak yazıma başlıyorum valla bak bu sefer foto bilem var inanmadınmı şeker bak burda işte burda dediysek da yazının üstünde çıktı bu meret neyse bi dahakine dikkat yaparım.


Şu üstte gördüğünüz ve daha sonralarında göreceğiniz fotolar geçmişten günümüze bir gelenek haline gelmiş kuaför fotolarıdır. Heyttttt beaaa burna bak ben sizi burnumla döverim beeee (bozdurmayın kalitemi amaaaaa amaaaa) Dikkat yaptıysanız şayet profildende o kadar kötü çıkmamışım dimi dimi dimiiiiii:) (şımar şımarabildiğin kadar deliii, sanki nikahtan sonra o halinden eser kaldı dimi)


Burda da saçlarımın ne kaddar muhteşem bir biçimde tamamlandığını görüyoruz (bir saça çiçek buketi havası anca bu kadar verilebilirdi zatiiiii), valla ben dedimki kuaför çocua bak dedim elimde bir foto var bana anca bu saç gider dedim ben bunu istiyom, ama arada onuda şevklendirmek adına "tabi senin takdirine bırakıyom" dedim (yalancııııı oda yedi tabi bu sözleri) amannn neyse itediğim gibi yaptı vallahi saçlarımı, öle dağınık bir topuz istemiyorum çünkülüm gelinlikimin üstü zati kapalı bide öle sağdan soldan sarkan saçlar beni bunaltır dedim, sonuç bu şekilde oldu tabeee, nassı ama güzel dimi.:)

Veeeee finall fotosuda damat bey ilen çekinildi şimdi hep ben hep ben nereye kadar damatlanda çekilelim dedik ayıp olmasın çocua, becerebilsyedim şayet şu arkadaki fonu yok ederdim ama yapamadım böle olsun sonra oynarım ben onunla.


Veeeeeeeeeeeeeeeee KADER ANI da denilen yada diğer bir deyişle dananın bir yerlerinin koptuğu yadaaaaaa salaksın kızım sen b.k vardıda evlendin ne işin var senin bu masada kalk ordan al anneni ve de ek olarak babanı git evine uzat ayaklarını ohhh beeeee rüyyamış de, şimdi dicenki sen okuyucu e kızım madem öle düşünüyodun o elller neden havada halkı selamlar edasıynan savruluyo bir oraya bir buraya vede sana karşıdan her el sallayana (flu çıkmış dikkat yapın fotoya bakarkene) napim be böle hissettim o an. Lakin nikah salonu şıktı ya valla, ışıl ışıldı keşkem gelebilme şansınız olsaydı, hoş benim ışığım aydınlattı ortalığı ya neyse (amma kabardım he yılbaşı hindisi gibin)




Dörtgözzzzz emre dörtgözzzz emre, güzel olcam diye çıkarttım nikahta dörtlüleri napim yav öle olmazdı, aralarda taktım ama hoş görmemde bir problem olmadı şükür herşeyi net görebilmiştim, heeee şu yukarsı neresimi benim arkadaşlar yemek düzenlemişler bizim için yemeğe gitmeden önce nikah salonun pek bir yakınında hoş bir cafe vardı hepbürlükte orda vakit geçirdik yemek saatine kadar.



Veeeeeeeeeeeeee burda da gelinin abisiynen çekilmiş bir fotoğrafını görmekteyiz arkidişlerrrrr, bir çokları kendisini damat sandıydı o akşam valla bak, yan yana oturduğumuz görenler mutluluklar diledi bize ehiiiiii, lakin abimin karısıynan da çekilmiş fotoları asss sonraaaaaa


Ve o gün beni hiç bir şekilde yalnız bırakmayan pek sevgili abimin eşi pek sevgili elçin ve eşinin açlıktan bitap düşmek üzere çekilmiş fotoları gerçi bu fotodan sonra hemen yemek yenecek restoranta gidildi ve afiyetler yemekler yenildi.
NOT NOT NOT: Gelin ve damat stüdyo fotoları, nikah fotoları, yemek fotoları ve bir ertesi gün gidilen balayının fotoları da pek yakında bu sitede siz sevgili blog dostlarına sergilenecektir. Veeee unutmadan bir önceki postta bana o güzel dileklerde bulunan ve dualarını eksik etmeyen arkadaşlar rabbim silerden razı olsun. Hayde öpüldünüz şekerler:)
BİR NOT DAHA: Bak okuyucu şimdi ben bu yazının aralıklarını sıklaştırdım anadınmııı buna rağmen blogta yayınlarken yazıların ve fotoların arası çooookkkk açık olursa sakın pisinizin ayarlarıyla oynamayın oldumu, bu durum tamamiyle bu blogu yazanın beceriksizliğiyle alakalıdır.

19 Kasım 2007 Pazartesi

D U Y U R U

Birlikteliğimizi
evlilikle noktalayacağımız bu mutlu günümüzde
aramızda olmanız bizi onurlandıracaktır
Acar ve Yasal Aileleri
Emre & Ahmet
25 Kasım 2007 Pazar Saat 17:00
Maltepe belediyesi Kültür Merkezi
(Küçükyalı Sahil Yolu)
Sanal davetiye anca bu kadar olabiliyo, aslında davetiyeyi tarattım lakin eklemede hatalar oldu e madem öle işte böyle durumu söz konusu, uzunnnnnnn zamandır yazamadım, hem işte işler yoğun hem evde işler yoğun, sürekli bir hareketlilik söz konusu, fazla ayrıntıya girmiyim lakin yazılacak çok şey var ama zaman yok şöle geniş bir vakitte sizi aydınlatıciyim, bu arada yorum yazan ama benim yorumlarına bile yorum yazamadığım arkadaşlar sizlerden özür diliyorum ve anlayışınız içinde teşekkür ediyorum. Malum son haftam bir aksilik olmazsa 23 Kasımdan itibaren izne ayrılıcam 1 hafta, izinli olduğum hafta içinde fırsat bulursam yazıcam herşeyi, bide evin fotolarını çekmeyi başarırsam eklicem yazıma, şimdilik izin istiyorum sizden görüşmek üzere, nikaha gelmek isteyen arkadaşlar yorumlarda belirtsin ayrıntılı tarif ederim salonu, bide hoşçakalın bide öpüyorummmmm çok :)
Not: Yazılarda bir sıkışıklık durumu söz konusu, ben ara vermeme rağmen satırlarda illa bitişik oluyo satırlar anlamadım.

10 Ekim 2007 Çarşamba

ŞAFAK 48 / ALIŞ-VERİŞ MANZARALARI PART TUV


Öhööö öhööö, selam herkeze, yazmakta çok geciktiğimin farkındayım lakin hep bir telaş silsilesi içinde geçiyor vakit, ayrıca başlıkta yazan şafak nikaha kaç gün kaldı manasında yazılmıştır, yanlış anlaşılmasın yani.

Başlıyım ben madde madde yazmaya, siz okumaya istediğiniz yerden başlayabilirsiniz, buyrun aşağı alayım sizi:

1- Takriben 3 hafta önce salon takımı ki bunlar sadece koltuk, masa, konsol ve sandalyeden ibarettir, dedim ya daha önceden sevmiyorum gümüşlük yada vitrini, zaten salonumuzda öle büyük bi salon diil, aldığım eşyalar bile umarım salona fazla gelmez diye ümit ediyorum, ortaya sehpa bile almadım yer daralmasın diye,

2- Soracıma bir gardrop,şifonyer ve komodin aldık, evimiz 3+1 olduğundan ve benim şu an kullandığım odaya gardrop yerleştirilecek ve yatak odasında sadece yatak ve komodin olacak bu yüzden öle dar bir oda olmayacak ki bu beni çok sevindiriyo. Sevmiyorum ben yatak odasında gardrop, gerçi oda büyük olsa fark etmezde küçük olunca öle zebellah gibi karşında bi dolap, daralırım ben valla. Salon takımı ve yatak odası toplam 3.700.- YTL .

3- Soracımaaaaa geçen hafta tüllerin siparişini verdim, 3 odaya sadece güneşlik ve tül, yatak odasına güneşlik+tül+perde şeklinde olacak, ve çok uyguna yaptırdım, tüllerin toplam fiyatıda 600.- YTL

4- Bir arkadaşım banyom için banyo dolabı, paspası, perdesi gibi ihtiyaçlarımı aldı sağolsun, bende ona fazla yük olmasın diye çamaşır sepetini aldım, bide mutfak için iki kapılı dolap aldım, çok işe yarıyor bu dolaplar bütün ıvır zıvır topluyor bence.

5- Soracımaaaaaaaaaa geçen hafta gelinlikimin siparişini de verdim, geçen postta gördüğünüz gelinlikten biraz daha farklı olacak, daha fazla ayrıntı vermiyim, nikaha gelenler orda görürler, gelemeyenler içinde ben zaten foto yayınlıycam ki gelseniz eğer sevinçten deliririm sanırsam, bide gelinlikçide denettiler birkaç tane gelinlik ya arkadaş insan öle bi elbiseyi giyince kendini acayip farklı hissediyo yaaa, annem beni öle görünce gözleri doldu kadınceyizin, he bu arada yazmadan geçemiycem kendimi bu aralar sürekli bi ağlama modunda hissediyorum, dokunsalar ağlıyorum hatta, ne bilim ya içim bir garip işte, kelime bile bulamıyorum kendimi ifade edecek, o yüzden post bile yazmak içimden gelmiyo, bunun içinde ayrıca özür dilerim herkezden.

6- Yine geçen hafta sarı röfle olan saçlarımı kahverengiye boyattım, zaten kendi rengimde kahveden biraz daha koyuydu, bölede güzel oldu, gerçi 3 yıldır alışmıştım sarı renge ya neyse, bide kestirmek istiyorum ama kestiremiyorum tabi gelin saçı yapılacak diye ama nikahtan sonra ilk işim biraz daha kısaltmak saçlarımı çünkü gür bir saça sahibim ve öle ha dediğimde yıkanmış saçla dışarı çıkamıyorum illa bişi yapmam lazım, tabi böle olunca imdadıma saç köpüğü yetişiyo da rahatlıyorum,ama ağırlık yaptı artık bu saçlar, gelip geçse de şu nikah baksam bende çaresine.

7- Geriye kalan halılar, ayakkabılık ve sonradan çıkacak eksikler, halıları da mobilya gelmeden almak istemiyorum.

8- Unutmadan sölim kına gecesi annem ve babamın bu evi bana bırakıp taşınmalarından ötürü nikahtan 22 gün önce yani 3 Kasım da yapılacak, onların taşınması ve diğer eve yerleşmesi, benim eşyalarımın gelmesi çeyiz yerleştirilmesi, e haliyle bu işlemler yapılırken çıkacak boya badana ve beyaz eşyaların monte edilmesi gibi sebeplerden ötürü ve fazla yorulmamak için nikahtan önce biraz dinlenmek için böle karar verdik. Sanırım bir ilke imza atıcam, yani önce kına gecesi sonra nikah için davetiyeler dağıtılacak, garip olcak evet ama napalım başka alternatif yok maalesef. Ve bu işlemlerde benden çok annem ve babam yorulacak, ben bu işe yeni girdiğimden dolayı öle zırt pırt izin alamıycam ki bu beni çok üzüyor, ama onlar sağolsun “olsun bunlar tatlı yorgunluklar “deyip beni rahatlatıyorlar.

9- Ve bu post 9 maddeden oluşmaktadır anadınmıııı

Evettt durumum yukarıdakilerden ibaret şimdilik, bide size bişi sormak istiyorum ben, kına gecesinde acaba kaftan ve şalvarmı giysem, yoksa giydiğim kıyafetin üstünemi kaftan giysem, kararsız kaldım, bununla ilgili fikirlerinizi bekliyorum, gelinliği alacağım yerden kiralıycam bu kıyafetleri de, lütfen beni engin bilgilerinizden faidelendirin lütfennn.

NOT: Ve yukarda da belirttiğim gibi blog yazmak pek içimden gelmiyor bu aralar, umarım toparlanırım en kısa zamanda, ve bana yorum bırakan ve benim bir türlü bloglarına gidipte yorum bırakamadığım yeni arkadaşlar özür diliyorum sizden, en kısa zamanda gelicem ziyaretinize.

27 Eylül 2007 Perşembe

İÇİMDEN GELDİ....

TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte yani yürekte.

meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
NAZIM HİKMET

 

designer : anniebluesky : www.bloggeruniversity.blogspot.com