2 Ocak 2008 Çarşamba
ÇÖZÜL(e)MEYEN DENKLEMLER SİLSİLESİ VE SİNİR HARBİ YAŞAYAN EMRE
30 Aralık 2007 Pazar
2008 GELMİŞ HOŞGELMİŞ, BAKALIM NASIL GELMİŞ ?
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl
Sizlere kutlu olsun,
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl
Sizlere kutlu olsun,
Mutlu olsun insanlar mutlu olsun tüm evren
Yeni yılda hep birlikte yeni yılda hey hey………….
Yanılmıyorsam bu şarkı böyleydi, teeee ilkokul zamanlarımızda söylerdik bu şarkıyı, bağır çağır bütün sınıf söylerdik neşeyle, vay be ne günler gelmiş ve gitmiş.
Doğumlar, ölümler, hüzünler, acılar, mutluluklar, sevinçler, gülmeler, ağlamalar hatta hem mutluluktan hem de acıdan ağlamalar, kaçamaklar, gezmeler, tozmalar, kızgınlıklar, affetmeler, affedilmeler, uzar gider bu liste değilmi.
Çok güldüm, çok ağladım, çok üzüldüm, çabuk sevindim, zamansız genç ölümler gördüm, hiç ummadıklarımdan acılar çektim, hiç ummadıklarımdan bana uzatılmış eller gördüm , çok güzel dostlar edindim, onların hayatımda olmasından huzur duydum, göz göze bakarak bile onun bir sıkıntısı olduğunu yada benim bir sıkıntım olduğunu görecek kadar yol kat ettiğimizi gördüm.
Hayatımın en kötü en berbat en yıkıcı en yerle yeksan eden en umutsuz bırakan en toparlanması zor olan en korkutucu en en en cümleleriyle karşılaştım, bu cümleler yüzünden çok yalnız kaldım kolay toparlanamadım, zor affettim, hala korkuyorum, hala acabamı diyorum, hala yok canım olmaz öyle şey diyorum, hala ama hala yinede umudumu yitirmiyorum umudun yoksa yaşamanın bir anlamı yok diyorum ha ölmüşsün ha bitkisel hayattasın diyorum, gelip geçer diyorum geçmek zorunda diyorum, artık kendi hayatın var senin kızım diyorum dikkat et unutma kendini diyorum, her şey olacağına varacak diyorum sen ne kadar çırpınırsan çırpın ne kadar hırpalandıysan hırpalan, ta dibine vursan da hayatın en dibe çöküpte ayağını hızlı vurursan yere yukarı çıkacağımı gördüm tek başıma olsam bile, hiçbir el görmeden hiçbir yatıştırıcı cümle duymadan çıktım yüzeye tekrar ama çok büyük kırık bir kalple, güven duygularımı yitirerek, neyse işte geçiyor yavaş yavaş ama kalıcı izler bırakarak.
Sevdiğim adamı buldum sonra, iyi ki de çıktı karşıma, nerdeydin be güzelim bunca zamandır he, bilseydim ki bu kadar sevicem bu kadar güvenicem bu kadar huzurlu hissedicem inan çoktan aramaya başlardım seni, şükürki artık yanımdasın olun genede ben seni seviyorum cümleleriyle. Canım benim o, onunla başlayan bir hayatım oldu nihayet ve mümkünse onunla bitmesini istiyorum bu hayatın, kavga etsek de, kızsak da, yinede seni seviyorum diyerek sürse gitse bu hayat.
Ailem en vazgeçilmezim, dedikleri gibi oldu bana da, hele bi evlen anlıycan kıymetlerini lakin ben zaten onların kıymetini bilen bir evladım ne varki uzak olmaya alışmak zor geldi açıkçası bana, özlem çok zor zanaat anladım, ama şükürki onları istediğim zaman görebiliyorum, allahım sen anne yada babası yada kardeşi hayatta olmayanlara çok ama çok sabırlar ver, ne söyleyebilirim ki başka….
Şimdilik bu kadar diyorum ve cümle alemin yeni yılını kutluyorum, önce sağlık, sonra huzur diyorum, gerisi zaten gelir bunu biliyorum, gerçekten istemek gerekli istenenin yoksa sadece sözlerle bu işin olmayacağını biliyorum.
17 Aralık 2007 Pazartesi
SÜPÜR,SİL,TOZ AL,YEMEK YAP, YİNE SÜPÜR,SİL,TOZ AL,YEMEK YAP:)
- Geçen hafta perşembe akşamından beri evle uğraşmaktayım malum bayram haftası geldi, temiz olsun ev diye işleri 2 güne böldüm bende, önce arka odaları dip köşe temizledim cuma günüde salon ve mutfak temizliği yaptım (ah anne keşke kızının şu hallerini görseydin yav vallahi gurur duyardın)
- Cumartesi erkenden kalkıp hemşireyle pazar alışverişi ve market alışverişi yaptık çünkü ilk misafirlerimiz gelecekti evimize, tüm gün mutfaktaydım, tabi bu arada çamaşır da yıkayıp astım yanee evi bilem süpürdüm yineee, neyse efenim ben menüyü aktarayım sizlere: Mantar Sote, Köfte, Pilav, Fırında Sıcak Patates, Kabak Salatsı, Kırmızı Lahana Salatası ve bilimum Yeşillik Salatası, valla ne yalan söliyim yaptıklarım beğenildi e tabi bende sevindirik oldum.
- Yine cumatesi gecesi arkadaşlar hade sinemaya gidelim dediler, baktım saat 8 dedim bu saatten sonra kaç seansı vardırki yada olsa bile bilet varmıdır, neyse aradım biletiksi dedim kabadayı filmi için bilet mevcutmu demesinmi müşteri temsilcisi bağyan var efendim lakin 23:30 senası heeee bu arada laf aramızda Maltepe Karfur burnumun dibinde yürüme mesafesiyle 10 dk bile sürmüyor, e iyi bare dedim alıyoz biletleri, tabi dönüşümüz gecenin 2 buçuğuydu nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum bile, malum 2 gündür iş yap sürekli vücidim kaldıramıyo tabi herşey bi yere kadar.:)
- Pazar sabah güzel bir kahvaltının ardından arkadaşlar öğlen gibi evlerine döndüler, hemşirenin babası hastanede yattığından onuda ziyaret etmeden olmaz diye malesef evi ölece dağınık bırakıp çıktım evden. Dönüşümüz akşam 4'ü buldu tabe, bendeniz süper kadın kişisi olarak bir giriştim işlere yani görseniz sanki hızlı çekilmiş film karesi gibiydim, önce mutfak toplandı sonra çarşaflar değişti yıkanacaklar ayrıldı, yıkanmış çamaşırlar toplandı ve hemen ütülendi ev süpürüldü yemek yendi ve artıkın pili bitmiş emre kişisi kendini yatağın kollarına bıraktıııı:) e tabe sabah kalkması da bir o kadar zor oldu.
- Bu arada pazar akşam elçinle msn den konuştuk, oda çok yorgun olduğunu söledi, dedim hayırdır, meğersem o da bayram için annesine büzme tatlı açmış, kendisi çok hamarattır efendim sölemeden geçemiycem, e madem öle bayramda yerim tatlından şekerim, haaa unutmadan annemde bayram için baklava yaptı iple çekiyorum perşembe gününü:)
- Bayramın 1. günü hemşirenin anne ve babasının ziyaretlerinin ardından aynı günün akşamında yalovaya gitme planımız var umarım bir terslik çıkmaz çünkü annem dört gözle bizim gelmemizi bekliyor tabi bende aynı dört gözle gitmeyi bekliyorum, şu 3 gün geçse bir an önce yavvvv.
- Sonracıma nikah için çektirdiğimiz stüdyo fotolarını aldım, lakin cd ye kaydedilen görüntüler video çekimi gibi hazırlanmış ve ben malesef teknik konularda pek becerikli olmadığımdan buraya aktaramadım ama bir bilene danışıp halletmeye çalışacağımdır efenim.
VEEEEE KURBAN BAYRAMINIZ ŞİMDİDEN MÜBAREK OLSUN EFENDİM, SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE HUZURLU BİR BAYRAM GEÇİRMENİZİ DİLERİM
Şimdilik hoşçakalın, mutlu kalın, öperim anacım hepinizi bayyyyy
10 Aralık 2007 Pazartesi
GEÇİP GİDEN HIMMMM ZAMANLARIN HIIIIIIIM BİR YERLERDE BULSAM:)

Benim pek sevgili çok sevgili blogum ve blog arkadaşlarım, ben geldim lakin sizin nezdinizde pek de hoşgelmedim sanırsam, niye len noldu diceksiniz şimdi ama, arayı fazla açtım, bu açılan uzun aralık içinde sizin o çok geniş yüce uluuuu (öhöööö abartma be) affınıza sığınarak yazıma başlıyorum valla bak bu sefer foto bilem var inanmadınmı şeker bak burda işte burda dediysek da yazının üstünde çıktı bu meret neyse bi dahakine dikkat yaparım.
Şu üstte gördüğünüz ve daha sonralarında göreceğiniz fotolar geçmişten günümüze bir gelenek haline gelmiş kuaför fotolarıdır. Heyttttt beaaa burna bak ben sizi burnumla döverim beeee (bozdurmayın kalitemi amaaaaa amaaaa) Dikkat yaptıysanız şayet profildende o kadar kötü çıkmamışım dimi dimi dimiiiiii:) (şımar şımarabildiğin kadar deliii, sanki nikahtan sonra o halinden eser kaldı dimi)
Burda da saçlarımın ne kaddar muhteşem bir biçimde tamamlandığını görüyoruz (bir saça çiçek buketi havası anca bu kadar verilebilirdi zatiiiii), valla ben dedimki kuaför çocua bak dedim elimde bir foto var bana anca bu saç gider dedim ben bunu istiyom, ama arada onuda şevklendirmek adına "tabi senin takdirine bırakıyom" dedim (yalancııııı oda yedi tabi bu sözleri) amannn neyse itediğim gibi yaptı vallahi saçlarımı, öle dağınık bir topuz istemiyorum çünkülüm gelinlikimin üstü zati kapalı bide öle sağdan soldan sarkan saçlar beni bunaltır dedim, sonuç bu şekilde oldu tabeee, nassı ama güzel dimi.:)
Veeeeeeeeeeeeee burda da gelinin abisiynen çekilmiş bir fotoğrafını görmekteyiz arkidişlerrrrr, bir çokları kendisini damat sandıydı o akşam valla bak, yan yana oturduğumuz görenler mutluluklar diledi bize ehiiiiii, lakin abimin karısıynan da çekilmiş fotoları asss sonraaaaaa
Ve o gün beni hiç bir şekilde yalnız bırakmayan pek sevgili abimin eşi pek sevgili elçin ve eşinin açlıktan bitap düşmek üzere çekilmiş fotoları gerçi bu fotodan sonra hemen yemek yenecek restoranta gidildi ve afiyetler yemekler yenildi.
19 Kasım 2007 Pazartesi
D U Y U R U
10 Ekim 2007 Çarşamba
ŞAFAK 48 / ALIŞ-VERİŞ MANZARALARI PART TUV
Başlıyım ben madde madde yazmaya, siz okumaya istediğiniz yerden başlayabilirsiniz, buyrun aşağı alayım sizi:
1- Takriben 3 hafta önce salon takımı ki bunlar sadece koltuk, masa, konsol ve sandalyeden ibarettir, dedim ya daha önceden sevmiyorum gümüşlük yada vitrini, zaten salonumuzda öle büyük bi salon diil, aldığım eşyalar bile umarım salona fazla gelmez diye ümit ediyorum, ortaya sehpa bile almadım yer daralmasın diye,
2- Soracıma bir gardrop,şifonyer ve komodin aldık, evimiz 3+1 olduğundan ve benim şu an kullandığım odaya gardrop yerleştirilecek ve yatak odasında sadece yatak ve komodin olacak bu yüzden öle dar bir oda olmayacak ki bu beni çok sevindiriyo. Sevmiyorum ben yatak odasında gardrop, gerçi oda büyük olsa fark etmezde küçük olunca öle zebellah gibi karşında bi dolap, daralırım ben valla. Salon takımı ve yatak odası toplam 3.700.- YTL .
3- Soracımaaaaa geçen hafta tüllerin siparişini verdim, 3 odaya sadece güneşlik ve tül, yatak odasına güneşlik+tül+perde şeklinde olacak, ve çok uyguna yaptırdım, tüllerin toplam fiyatıda 600.- YTL
4- Bir arkadaşım banyom için banyo dolabı, paspası, perdesi gibi ihtiyaçlarımı aldı sağolsun, bende ona fazla yük olmasın diye çamaşır sepetini aldım, bide mutfak için iki kapılı dolap aldım, çok işe yarıyor bu dolaplar bütün ıvır zıvır topluyor bence.
5- Soracımaaaaaaaaaa geçen hafta gelinlikimin siparişini de verdim, geçen postta gördüğünüz gelinlikten biraz daha farklı olacak, daha fazla ayrıntı vermiyim, nikaha gelenler orda görürler, gelemeyenler içinde ben zaten foto yayınlıycam ki gelseniz eğer sevinçten deliririm sanırsam, bide gelinlikçide denettiler birkaç tane gelinlik ya arkadaş insan öle bi elbiseyi giyince kendini acayip farklı hissediyo yaaa, annem beni öle görünce gözleri doldu kadınceyizin, he bu arada yazmadan geçemiycem kendimi bu aralar sürekli bi ağlama modunda hissediyorum, dokunsalar ağlıyorum hatta, ne bilim ya içim bir garip işte, kelime bile bulamıyorum kendimi ifade edecek, o yüzden post bile yazmak içimden gelmiyo, bunun içinde ayrıca özür dilerim herkezden.
6- Yine geçen hafta sarı röfle olan saçlarımı kahverengiye boyattım, zaten kendi rengimde kahveden biraz daha koyuydu, bölede güzel oldu, gerçi 3 yıldır alışmıştım sarı renge ya neyse, bide kestirmek istiyorum ama kestiremiyorum tabi gelin saçı yapılacak diye ama nikahtan sonra ilk işim biraz daha kısaltmak saçlarımı çünkü gür bir saça sahibim ve öle ha dediğimde yıkanmış saçla dışarı çıkamıyorum illa bişi yapmam lazım, tabi böle olunca imdadıma saç köpüğü yetişiyo da rahatlıyorum,ama ağırlık yaptı artık bu saçlar, gelip geçse de şu nikah baksam bende çaresine.
7- Geriye kalan halılar, ayakkabılık ve sonradan çıkacak eksikler, halıları da mobilya gelmeden almak istemiyorum.
8- Unutmadan sölim kına gecesi annem ve babamın bu evi bana bırakıp taşınmalarından ötürü nikahtan 22 gün önce yani 3 Kasım da yapılacak, onların taşınması ve diğer eve yerleşmesi, benim eşyalarımın gelmesi çeyiz yerleştirilmesi, e haliyle bu işlemler yapılırken çıkacak boya badana ve beyaz eşyaların monte edilmesi gibi sebeplerden ötürü ve fazla yorulmamak için nikahtan önce biraz dinlenmek için böle karar verdik. Sanırım bir ilke imza atıcam, yani önce kına gecesi sonra nikah için davetiyeler dağıtılacak, garip olcak evet ama napalım başka alternatif yok maalesef. Ve bu işlemlerde benden çok annem ve babam yorulacak, ben bu işe yeni girdiğimden dolayı öle zırt pırt izin alamıycam ki bu beni çok üzüyor, ama onlar sağolsun “olsun bunlar tatlı yorgunluklar “deyip beni rahatlatıyorlar.
9- Ve bu post 9 maddeden oluşmaktadır anadınmıııı
Evettt durumum yukarıdakilerden ibaret şimdilik, bide size bişi sormak istiyorum ben, kına gecesinde acaba kaftan ve şalvarmı giysem, yoksa giydiğim kıyafetin üstünemi kaftan giysem, kararsız kaldım, bununla ilgili fikirlerinizi bekliyorum, gelinliği alacağım yerden kiralıycam bu kıyafetleri de, lütfen beni engin bilgilerinizden faidelendirin lütfennn.
NOT: Ve yukarda da belirttiğim gibi blog yazmak pek içimden gelmiyor bu aralar, umarım toparlanırım en kısa zamanda, ve bana yorum bırakan ve benim bir türlü bloglarına gidipte yorum bırakamadığım yeni arkadaşlar özür diliyorum sizden, en kısa zamanda gelicem ziyaretinize.
27 Eylül 2007 Perşembe
İÇİMDEN GELDİ....
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
meselâ bir barikatta dövüşerek
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
seversin dünyayı doludizgin
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da











